İstanbul…

Bir zamanların ticaret kolonisi…

Bir zamanların başkenti…

 İstanbul’u çevreleyen denizler, asırlar boyu bu kente güzellik, canlılık ve zenginlik verdi. Dünyanın dört bir yanından gelen denizciler, gezginler, tacirler ve hatta donanmalar, ordular İstanbul’a kendi diyarlarından, kendi kültürlerinden birer parça taşıdı, bütün bu değerler aynı potada eridi; İstanbul, olağanüstü ve belki de mükemmele yaklaşan bir kültür, sanat ve medeniyet sentezine ulaşılan, özgün bir şehir oldu.

Bugün artık O, ne küçük bir koloni, ne de imparatorlukların başkenti. Cumhuriyet Türkiye’sinin hem tarihi, hem modern bir kenti. Gerçek şu ki, tarihinin her dönemi O’na yeni özellikler, yeni fonksiyonlar ekledi.

 

Dünyanın en dinamik metropellerinden biri: İstanbul

Günümüz İstanbul’u, kapsadığı geniş alan ve nüfusu ile dünyanın en büyük metropellerinden biri. İçerdiği fonksiyonların çeşitliliği ve yoğunluğu; gelişme ve büyüme temposu ile aynı zamanda da dünyanın en dinamik metropellerinden biri.

İstanbul 'da bulunan, Avrupa ve Asya kıtalarının sınırını belirleyen Boğaziçi, Karadeniz ile Marmara Denizi'nin arasındaki sınırı da belirler. Bunun yanı sıra Boğaziçi çevresi yanı sıra yedi tepenin etrafındaki alanı simgeler. Avrupa yakasında Taksim, Eyüp, Sarıyer,Emirgan, Eminönü, Karaköy, Bebek, Kabataş, Beşiktaş, Asya kıtasında Beykoz, Üsküdar, Kadıköy, Moda, Bostancı, Pendik ve Adalar gibi ünlü turistik yerleri içinde bulundurur.

İstanbul'un ismi: Bizanslılardan kalma metinlerde de görüldüğü gibi şehre Yunanca her zaman "Konstantinopolis" ya da "Yeni Roma" değil "hükmeden kraliyetini sürdüren şehir" denmiştir.

“Be makam-ı Konstantiniyye el mahmiyye.” Yüzyıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu’nun fermanlarında ve kayıtlarında büyük şehrin ismi böyle geçerdi. Son döneme kadar, basılan bazı kitapların ilk sayfasında “Konstantiniyye… matbaası” künyesi vardır. Osmanlı, Büyük Konstantin’in kurduğu dünya başkentine sahip olmaktan gurur duyar.

       İsimleri çoktu büyük şehrin; Asitane, Deraliyye, Dar-ül hilafet’il aliye, Dar’üssaadet veya Dersaadet (Saadet evi – Saadet kapısı); İslambol gibi…İstanbul “Stinpolis – şehre doğru” deyiminden gelir. Nedense Konstantinopol isminden bucak bucak kaçanlar, bu kelimeyi Türkçe sanırlar.15. yüzyıldan beri şehre gelen seyyahlar onun düzineyle ismini saymadan edemezler; Byzantion, Nea Roma gibi…Slavlar Tsarigrad der. Balkanlarda hala böyle, Çar şehri ismiyle yaşar. İsmi çok; eseri çok, uzun geçmişi şanlı bir şehirdir İstanbul…

İstanbul eski çağlarda bir kent, hele de bir ticaret kenti kurmak için aranan bütün özelliklere sahipti. Doğudan batıya, kuzeyden güneye uzanan deniz ve kara yollarının tam merkezi. Korunaklı limanları, özellikle de o zamanlar Keras (Boynuz) ya da Hrisokeras (Altın Boynuz) adını taşıyan, dünyada eşine az rastlanan doğal bir limanı vardı. Kuruluş döneminde İstanbul Kradeniz ile Ege arasında yapılan ticaretin kilit noktası olmuş, hem ticari hem de askeri-stratejik üstünlükleri cem etmiştir. İnanılmaz güzellikteki arkeolojik alanları, Yunan, Helenistlik, Roma, Bizans ve Osmanlı-Türk mimari örnekleri ve de sanat eserleriyle dünyanın vizyon kentidir.

Anasayfa
Galeri

Avrupa Kültür Başkentleri

Haberler
A.K.B. Hakkında Kanun